logo

Ortopedi ve Travmatuloji Sekreterliği:
(0216) 570 91 08

korhanozkan76@gmail.com

Dr.Korhan Özkan

ORTOPEDİK TÜMÖRLER

26 Nisan 2014

Yayınlayan

ORTOPEDİK TÜMÖRLER

Osteosarkom nedir?

Sarkom kemik, kıkırdak veya kas gibi bağ dokularından köken alan bir kanser tipidir. Kemikten başlayan sarkoma osteosarkom veya osteojenik sarkom denir.

Osteosarkom sıklıkla kollardaki ve bacaklardaki gibi uzun kemikleri etkiler. Genellikle en hızlı büyümenin gerçekleştiği kemik sonlarında (büyüme plakları) meydana gelir. En çok etkilenen alanlar ve kemikler aşağıdaki gibidir:

  • Femur (uyluk kemiği) dize yakın
  • Tibia (kaval kemiği) dize yakın
  • Humerus (üst kol kemiği) omuza yakın

Osteosarkom için diğer daha nadir yerleşimler pelvis, kafatası ve çenedir.

Kimler osteosarkom olur?

Osteosarkom sıklıkla ergenlik başlangıcı (preteen-12 yaş)  ve gençlerde görülür; ortalama tanı yaşı 15’dir. Bu durum bu yaşta görülen ergenliğe bağlı hızlı büyüme ile ilişkili olabilir.

Osteosarkom Afrika-Amerikalılarda hafifçe daha sık görülmektedir. Ergenlikten önce kız ve erkeklerde eşit oranda görülür. Ergenlikten sonra erkeklerde hafifçe daha sık görülmektedir. Bu durum da muhtemelen erkeklerde iskelet büyüme sürecinin daha uzun olmasından kaynaklanmaktadır.

Osteosarkom ne kadar sıktır?

Osteosarkom tüm çocukluk çağı kanserlerinin %3’ünü oluşturur. Ergenlikte görülen 3. En sık kanserdir (lenfoma ve beyin tümörlerinden sonra); çocuklarda en sık görülen primer kemik tümörüdür. Her yıl Amerika Birleşik Devletlerinde 400 ila 1000 yeni vakaya tanı konmaktadır.

Osteosarkomun semptomları nelerdir?

Osteosarkomun  en sık görülen semptomları:

  • Kemikte hassasiyet ve ağrı
  • Cilt boyunca hissedilebilen kitle (tümör)
  • Tümör bölgesinde şişkinlik veya kızarıklık
  • Ağırlık kaldırma ile artan ağrı ( eğer bir kolu tutuyorsa)
  • Topallama (eğer bacağı tutuyorsa)
  • Kısıtlı hareket ( eklemi tutmuşsa)
  • Kemik kırığı (bazen basit bir hareketten sonra)

Osteosarkoma ne sebep olur?

Osteosarkomun sebepleri bilinmemektedir; ancak bilinen bazı risk faktörleri aşağıdaki gibidir:

  • Hızlı kemik büyümesi– osteosarkom riski çocuğun ergenlikte hızlı kemik büyüme süreci sırasında artar.
  • Radyasyona maruziyet– bu durum Hodgkin Hastalığı veya non-Hodgkin Hastalığı gibi başka kanserlerin tedavisinden dolayı olabilir.
  • Genetik faktörler– bazen osteosarkom aile içinde devam eder. Aynı zamanda ailesel retinablastom ile ilişkili bir gen (kanseröz bir göz tümörü) osteosarkom ile ilişkilendirilmiştir.
  • Diğer kalıtsal anormallikler– Egzositoz ( kemiksi büyümeler), osteogenezis imperfekta (cam kemikler) ve Paget Hastalığı (anormal kemik büyümesi) gibi diğer kalıtsal anormalliklere sahip çocuklarda osteosarkom gelişme riski yüksektir.

Osteosarkomun tanısı nasıl konur?

Doktor hastanın öyküsünü dinler ve fizik muayene yapar. Doktor çocuğun semptomları ve tıbbi geçmişi ile ilgili sorular soracaktır. Örneğin çocuğun daha önce radyasyon tedavisi alıp almadığı veya ailede kesinleşmiş kalıtsal durumlar mevcut olup olmadığı vb.

Doktor tanıyı koyarken belirli testlerden yararlanacaktır. Bunlar:

  • Kan testleri – bu testler kan sayımı hakkında ve karaciğer ve böbreklerin ne derecede fonksiyon gördüğü konusunda bilgi verir. Kemik tümörünün varlığını tespit edecek bir kan testi yoktur.
  • X-ışını (direkt grafi) – kemikteki anormal büyümelere bakmak için bir direkt grafi çekilir. Daha sonra kanserin akciğerlere sıçrayıp sıçramadığının tespiti için bir akciğer grafisi de çekilir.
  • Bilgisayarlı Tomografi (BT) – BT bir çok x-ışını imajlarını vücudun çapraz-kesitsel görüntülerini oluşturmak üzere birleştirir. Bu test te kanserin akciğerlere yayılıp yayılmadığının tespiti için kullanılır.
  • Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) – MR vücudun net görüntülerini almak için büyük bir mıknatıs, radyo dalgaları ve bilgisayar kullanır. Direkt grafi normal değilse istenir.
  • Kemik tarama–  bu testte kemik bozukluklarını tespit etmek için vücuda çok küçük miktarda radyoaktif materyal enjekte edilir.
  • Biyopsi –  bu prosedürde etkilenen alandan küçük bir parça alınır ve mikroskop altında kanser hücreleri aranır.

Osteosarkom nasıl tedavi edilir?

Osteosarkomun en yaygın tedavi şekilleri

  • Cerrahi – cerrahi sırasında tümör ve etrafındaki sağlıklı dokunun bir kısmı kemikten çıkarılır. Bazen cerrah kanseri tümüyle uzaklaştırmak için kolun veya bacağın bir parçasını çıkarmak zorunda kalabilir (ampütasyon). Prostetik veya yapay bir uzuv ampute edilmiş kol veya bacağın yerine kullanılabilir.

Bir çok vakada cerrahi ampütasyon olmadan yapılabilmektedir. Bu limb-salvage cerrahisi olarak adlandırılır. Bu tarzda cerrahi tümörü orijinal sahasından başka bir yere yayılmamış hastalarda mümkün olabilir. Bazen yapay implantlar veya vücudun başka bir yerinden alınmış kemik cerrahi sırasında çıkarılan kemiğin yerine kullanılabilir.

  • Kemoterapi – bu kanser hücrelerini öldürmek için ilaçları kullanma işlemidir. Kemoterapi tümörü küçültmek için verilir. Bu neoadjuvan kemoterapi olarak adlandırılır. Cerrahi sonrası kalan hücreleri öldürmek için verilen kemoterapiye adjuvan kemoterapi denir.
  • Radyasyon tedavisi– Bu kanser hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için x-ışınlarının veya diğer daha yüksek enerjili ışınların kullanılması işlemidir.

Osteosarkomu olan çocuğun görünümü nasıldır?

Dış görünüm birçok faktöre bağlıdır:

  • Tümörün boyutu ve yerleşimi
  • Kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılıp yayılmadığı ve
  • Çocuğun tedaviye nasıl yanıt verdiği

Kemoterapi ve cerrahideki gelişmeler ile daha fazla çocuk tedaviden daha iyi sonçlar almakta, tam iyileşmeye ve normal bir  hayata kavuşmaktadır.

Ewing Sarkomu Tedavisi

Ewing Sarkomu ile İlgili Genel Bilgi

ANAHTAR NOKTALAR

  • Ewing sarkomu kemik veya yumuşak dokuda gelişen bir tip tümördür.
  • Ewing sarkomunun belirti ve bulguları tümör yakınlarında şişlik ve ağrıyı içerir
  • Kemik ve yumuşak dokuyu inceleyen testler ile Ewing sarkomunun tanısı ve evrelemesi yapılır.
  • Ewing sarkomunun tanısı için bir biyopsi yapılır.
  • Prognozu (iyileşme şansı) ve tedavi seçeneklerini bazı faktörler etkiler.

Ewing sarkomu kemik veya yumuşak dokuda gelişen bir tip tümördür.

Ewing sarkomu kemik veya yumuşak doku içindeki belirli bir tip hücreden kaynaklanan bir tümördür. Ewing sarkomunun diğer isimleri:

  • Primitif nöroendokrin tümör
  • Askin tümörü (göğüs duvarının Ewing sarkomu)
  • Ekstraossöz Ewing sarkomu (kemik dışı dokudan köken alan tümör)

Bu isimlerin hepsi bir arada toplanabilir ve Ewing sarkom tümör ailesi olarak adlandırılabilir.

Ewing sarkomu bacak, kol, eller, göğüs, pelvis, omurga veya kafa kemiklerinde bulunabilir. Ewing sarkomu aynı zamanda gövdenin, kolların, bacakların baş ve boyunun yumuşak dokusunda, abdominal boşluk ve diğer alanlarda da bulunabilir.

Yumuşak Doku Karsinomu nedir?

Sarkom kemik veya kas gibi belirli dokularda gelişem bir kanser tipidir. Kemik ve yumuşak doku sarkomun ana tipleridir. Yumuşak doku sarkomları yağ, kas, sinir, fibröz doku, kan damarları veya derin deri dokularından gelişebilir. Çoğu kollarda ve bacaklarda gelişir. Gövde baş ve boyunda, iç organlarda, karın içi boşluğun arka tarafında (retroperiton olarak bilinir) da bulunabilir. Sarkomlar yaygın görülen tümörler değildir ve çoğu kanser karsinom olarak adlandırılan kanser tipindedir.

Osteosarkom gibi sarkomlar en sık kemikten köken alır. Ewing tümör ailesi ve Rabdomyosarkom gibi çocuklarda daha sık görülen sarkomlar ayrıca tartışılmıştır.

Yumuşak doku tümörlerinin bir çok tipi vardır ve hepsi kanseröz değildir. Sarkom bir hastalığın adının bir parçası olduğunda, tümörün malign (kanser) olduğunu gösterir. Bazı yumuşak doku tümörleri kanser ve kanser olmama arası davranış gösterirler. Bunlar intermediate olarak adlandırılır.

Yumuşak doku sarkomlarının yaklaşık 50 tipi vardır (hepsi burada listelenmemiştir) bunlardan bazıları:

  • Erişkin fibrosarkom
  • Alveolar soft-part sarkom
  • Anjiosarkom (hemanjiyosarkom ve lenfanjiyosarkomu içerir)
  • Clear cell sarkom (berrak hücreli sarkom)
  • Dezmoplastik küçük yuvarlak hücreli tümör
  • Epiteloid sarkom
  • Fibromiksoid sarkom, düşük-grade
  • Gastrointestinal stromal tumor (GIST): Bu sindirim kanalından gelişen tipte bir sarkomtur.
  • Kaposi sarkomu: lenf veya kan damarlarında sıralanan hücrelerden kaynaklanan sarkom türüdür.
  • Liposarkom (dedifferansiye, miksoid, ve pleomorfik liposarkomları içerir)
  • Leiomyosarkom
  • Malign mezenşioma
  • Malign periferik sinir kılıfı tümörleri (nörofibrosarkomları, nörojenik sarkomları ve malign swannomları içerir)
  • Miksofibrosarkom, düşük-grade
  • Rabdomiyosarkom: çocuklarda en sık görülen yumuşak doku sarkomudur ve Rabdomyosarkom dökümanında ayrıca ele alınmıştır.
  • Synovial sarkom
  • Undiferansiye pleimorfik sarkom (daha önce malign fibröz histiyositom veya MFH olarak adlandırılmaktaydı)

Bu tiplerin çoğu bu bölümün ilerleyen bölümlerinde detaylı olarak tartışılacaktır. Yumuşak doku karsinomu olarak adlandırılan başka bir çok tümör tipi vardır ancak oldukça nadir görülürler.

Intermediate yumuşak doku tümörleri aşağıdakileri içerir:

  • Dermatofibrosarkom protuberans
  • Fibromatozis (desmoid tumor, muskuloaponevrotik fibromatozis, ve agresif fibromatozis olarak ta bilinir)
  • Hemanjioendotheliom
  • Infantil fibrosarkom
  • Solitary fibröz tümor

Yumuşak Doku sarkomlarının tipleri

  • Erişkin Fibrosarkom genellikle bacaklar, kollar ve gövdedeki fibröz dokuyu etkiler. En sık 20 ve 60 yaş arasında görülür ancak infantlarda dahil olmak üzere her yaşta görülebilir.
  • Alveolar soft-part karsinom genç erişkinleri etkileyen nadir bir tümördür. Sıklıkla bacaklarda görülür.
  • Anjiyosarkom kan damarlarından (hemanjiyosarkom) veya lenf bezlerinden (lenfanjiyosarkom) gelişebilir. Bu tümörler genellikle radyasyon ile tedavi edilen vücut bölgelerinde gelişir.

Anjiyosarkom bazen radyasyon tedavisi sonrası lenf ödem ile birlikte memede ve uzuvlarda görülebilir.

  • Berrak Hücreli Sarkom  kolların ve bacakların tendonlarında gelişen nadir görülen bir tümördür. Mikroskop altında pigment üreten deri hücrelerinin tümörü olan malign melanomun  bazı özelliklerini gösterir. Bu özellikteki tümörlerin deri dışında diğer organlarda nasıl başladığı bilinmemektedir.
  • Dezmoplastik küçük yuvarlak hücreli tümör, adelosanlarda ve genç erişkinlerde sıklıkla karında görülen nadir bir sarkomdur.
  • Epiteloid sarkom sıklıkla ellern, önkolun, ayakların ve alt bacakların derisinin altındaki dokularda gelişir. Sıklıkla adelosan ve genç erişkinler etkilenir.
  • Fibromiksoid sarkom- düşük –grade sıklıkla gövdede veya kol veya bacaklarda ağrısız ve yavaş gelişen bir kanserdir (özellikle uyluk). Gençlerden orta yaşlı erişkinlere kadarki yelpazede sık görülür. Bazen Evan’s tümörü olarak ta adlandırır.
  • Liposarkom yağ dokusunun malign tümörleridir. Vücutta herhangi bir yerde gelişebilir ancak en sık uylukta, dizin arkasında ve karnın arka kısmında gelişir. Daha çok 50 ve 65 yaş arası erişkinlerde görülür.
  • Malign Mezenşiyom sarkomların fibrosarkom ve en az iki tip sarkomun özelliklerini gösteren nadir bir sarkom tipidir.
  • Malign periferal sinir kılıfı tümörleri nörofibrosarkomları, malign swannomları ve nörojenik sarkomları içerir. Bu sarkomlar siniri saran kılıfta köken alırlar.
  • Miksofibrosarkomlar, düşük grade, sıklıkla yaşlı insanların kollarında ve bacaklarında görülür. Sıklıkla cildin hemen altında görülür ve genelde bir nodülden daha fazla nodül bulunur.
  • Sinovial sarkom eklemleri saran dokunun malign tümörüdür. En sık yerleşim yeri kalça, diz, dirsek ve omuzdur. Bu tümör çocuklarda ve genç erişkinlerde sık görülür ancak daha yaşlı bireylerde de meydana gelebilir.
  • İndiferansiye pleimorfik sarkom daha önceleri malign fibröz histiyositom (MFH) olarak bilinirdi. Sıklıkla kollarda ve bacaklarda bulunur. Daha az sıklıkla abdomenin arka kısmının içinden (retroperiton) başlayabilir. Bu sarkom yaşlı bireylerde en sıktır. Lokal olarak büyüme eğilimine rağmen uzak alanlara yayılabilir.

İntermediate yumuşak doku sarkomları

  • Dermatofibrosarkom protüberans genellikle gövde veya uzuvlarda deri altı fibröz dokunun yavaş ilerleyen kanseridir. Komşu dokulara doğru büyür ancak nadiren uzak alanlara yayılır.
  • Fibromatözis fibrom ve yüzeyel fibramatozis gibi benign tümörler ile fibrosarkom arasında özellikle gösteren fibröz doku tümörlerine verilen addır. Yavaş ancak kararlı bir büyüme eğilimindedirler. Desmoid tümör olarak ta adlandırılır. Daha bilimsel adıyla muskuloaponevrotik fibromatozis veya agresif fibromatozis de denilir. Nadiren uzak alanlara yayılırlar ancak yanındaki dokuların içine büyüyerek problem yaratırlar. Bazen ölümcül olabilirler. Bazı doktorlar bunları düşük grade fibrosarkom olarak kabul ederken diğerleri bunların fibröz doku tümörlerinin farklı bir türü olduğuna inanmaktadırlar. Östrojen gibi bazı hormonlar bazı desmoid tümörlerin büyümesine sebep olabilir. Cerrahi ile tamamen çıkarılamayan bazı desmoid tümörlerin tedavisinde bazen anti-östrojen ilaçlar yararlı olabilmektedir.
  • Hemanjiyoendotelyoma düşük ve ora grade kanser ( yavaş büyür ve çok yavaş yayılım gösterir anlamındadır) olarak kabul edilen bir kan damarı tümörüdür. Yanı başındaki dokulara doğru büyüyebilir ve bazen vücudun belirli bölgelerine yayılabilir (metastaz). Akciğer ve karaciğer gibi yumuşak dokulardan başlayabilir.
  • İnfantil fibrosarkom bir yaş altı çocuklarda en sık görülen yumuşak doku sarkomudur. Yavaş büyüme eğilimindedir ve fibrosarkomlara nazaran diğer dokulara daha az yayılıyor gibi görünmektedir.
  • Soliter fibröz tümör sıklıkla kanseröz değildir (benign) ancak malign olabilir. Bazıları uylukta, kol altında ve pelvisten başlar. Aynı zamanda akciğeri saran dokudan da (plevra denir) köken alabilir. Bir zamanlar hemanjiyoperistom olarak adlandırılan tümörlerin çoğu şimdi soliter fibröz tümör olarak kabul edilmektedir.

Benign Yumuşak Doku Tümörleri

Yumuşak dokuda benign (kanseröz olmayan) birçok tümör de oluşabilir. Bunlar arasında:

  • Elastofibromlar, fibröz dokunun benign tümörü
  • Fibromlar, fibröz dokunun benign tümörü
  • Fibröz histiyositomlar, fibröz dokunun benign tümörü
  • Glomus tümörleri, kan damarlarının yanında meydana gelen benign tümörler
  • Granüler hücre tümörleri: genellikle erişkinlerde dilde meydana gelen benign tümördür. Ancak vücudun her hangi bir yerinde de bulunabilir.
  • Hemanjiyomlar, kan damarlarının benign tümörleri
  • Hibernomlar, yağ dokusunun benign tümörleri
  • Lipomlar yağ dokusunun çok sık görülen benign tümörleri ,
  • Leiyomyomlar vücudun her hangi bir yerinde bulunabilen ancak rahmin duvarlarına sıklıkla yerleşen ve fibroid adını alan düz kasın benign tümörleridir.
  • Lipoblastomlar, çocuklarda sıklıkla görülen yağ dokusunun benign tümörleridir.
  • Lenfanjiyomlar lenf damarlarının benign tümörleri
  • Miksoma genellikle kas içine yerleşen ama kastan köken almayan benign tümörlerdir.
  • Nörofibromlar genellikle benign olan sinir dokusu tümörleridir. Üst kol veya ensedeki  gibi geniş sinirlerin nörofibromları kanserleşebilir. Nörofibromlar nörofibromatozis (aynı zamanda Von recklinghousen hastalığı olarak ta bilinir) denen kalıtsal duruma sahip bireylerde çok sık görülür. Bu duruma sahip olmayan bireylerde nadirdir.
  • Nöromalar sinirlerin ağrılı olabilen benign tümörleridir.
  • PEComa perivasküler epitelyal hücreler olarak adlandırılan anormal hücrelerden oluşan bir tümör ailesidir. Bu tümörlerin çoğu benign olmasına rağmen , bazı nadir PEComalar maligndir (kanser). Bu tümörlerin en sık görülenleri anjiyomiyolipom ve lenfanjiyoleiyomyomdur. Anjiyomyolipom sıklıkla böbrekleri etkileyen benign bir tümördür. Lenfanjiyoliyomiyomatozis (LAM) ise kadınlarda çok nadir görülen  çok sayıda lenfanjiyoleiyomiyom tümörünün akciğer dokusunun içine doğru büyüdüğü ve akciğer fonksiyonunu etkilediği tümör durumudur.
  • Rabdomyomlar iskelet ve kalp kasının benign tümörleridir.
  • Swannomlar (nörilemmoma) sinirleri saran hücrelerin benign tümörüdür.
  • Tenosynovial dev hücreli tümör (nodüler tenosynovit olarak ta bilinir) eklem dokusunun benign bir tümörüdür.

İğsi (Spindle) hücre tümörleri

İğsi hücre tümörleri ve iğsi hücre karsinomunun adı, hücrelerin mikroskop altındaki uzun dar görünümlerinden gelmektedir. İğsi hücre tümörü spesifik bir tanı veya spesifik bir kanser tipi değildir. Tümör sarkom veya sarkomatoid (mikroskop altında sarkoma benzeyen başka bir tip tümör anlamındadır) olabilir.

Yumuşak dokunun tümöre- benzeyen durumları

İnflamasyon veya zedelenme sonucu yumuşak dokuda yumuşak doku tümörüne benzeyen kitleler oluşabilir. Gerçek bir tümörün aksine tek bir anormal hücreden gelmemektedirler, büyümelerinin ve yanı başındaki dokulara ilerlemelerinin sınırlı bir kapasitesi vardır ve hiçbir zaman kan akımı veya lenf akımı ile yayılmazlar. Nodüler fasiit ve myositis ossifikans sırasıyla cilt altı dokuyu ve kasları  etkileyen durumlara iki örnektir.

Ewing tümörü sıklıkla gençlerde ve genç erişkinlerde oluşur.

Ewing sarkomunun belirti ve bulguları tümör yakınında şişlik ve ağrı meydana gelmesidir.

Bunlar ve diğer semptomlar Ewing sarkomu veya diğer başka durumlar tarafından da oluşturulabilir. Eğer çocuğunuz aşağıdaki belirtileri görüyorsanız doktorunuza danışınız:

  • Genellikle bacaklarda, kollarda, göğüste, sırtta veya pelviste (kalçalar arası alan) ağrı ve/veya şişlik
  • Kollarda, bacaklarda, göğüste veya pelviste bir şişkinlik (yumuşak ve ılık olabilir)
  • Sebebi bilinmeyen ateş
  • Hiçbir sebep olamadan kırılan bir kemik

Kemik ve yumuşak dokuyu inceleyen testler Ewing sarkomunun tanısı ve evrelemesinde kullanılır.

Aşağıdaki test ve prosedürler Ewing sarkomunun tanısı ve evrelemesinde kullanılabilir:

Fizik muayene ve Öykü Sağlığın genel durumunu ve şişkinlik veya normal görünmeyen her hangi bir durumun tespiti için vücudun genel bir incelemesi. Hastanın sağlık alışkanlıkları geçirdiği hastalıklar ve aldığı tedavilerde öğrenilir.

MR(Manyetik rezonans Görüntüleme) : Bir mıknatıs, radyodalgaları ve bir bilgisayar eşliğinde vücudun içindeki alanların farklı açılardan bir seri detaylı görüntüsünün alınması. Bu yöntem aynı zamanda nükleer manyetik rezonans görüntüleme olarak ta bilinir.

BT (CAT tarama) : vücut içindeki tümörün oluştuğu bölge gibi bir alanın farklı açılardan çekilen bir seri detaylı resmini oluşturan prosedür. Resimler bilgisayara bağlı bir x-ışını cihazı ile meydana getirilir. Damar içine veya oral olarak verilen bir boya ile organlar ve dokular daha net izlenebilir. Bu prosedür aynı zamanda bilgisayarlı tomografi, bilgisayarlı aksiyel tomografi olarak ta bilinir.

PET tarama (pozitron emisyon tomografi taraması) : vücuttaki malign hücreleri bulmaya yarayan bir prosedürdür. Küçük miktarda radyoaktif glikoz bir vene enjekte edilir. PET tarayıcı vücut etrafında döner ve vücutta glikozun kullanıldığı yerlerin resimlerini çeker. Malign hücreler resimde daha parlak görünür çünkü normal hücrelerden daha aktiflerdir ve normal hücrelere göre daha fazla glikoz kullanırlar. PET tarama ve BT tarama sıklıkla aynı zamanda yapılır. Böylelikle kanser var ise bulunma şansı artmış olur.

Kemik tarama  kemikte kanser hücreleri gibi hızlı bölünen hücre olup olmadığının kontrolü için uygulanan işlemdir. Vene çok küçük miktarda radyoaktif materyal injekte edilir ve kan akımı boyunca seyahat eder. Radyoaktif materyal kemik içinde toplanır ve tarayıcı tarafından tespit edilir.

Kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisi: kemik iliği, kan ve küçük miktarda kemiğin kalça kemiğine içi boş bir iğne batırılarak toplanması. Bir patolog kemik iliği kemik ve kanı mikroskop altında inceler ve kanserin yayılıp yayılmadığına bakar.

X-ışını (direkt grafi) x-ışını vücut içinden geçen ve film üzerine düşerek vücudun göğüs kafesi veya tümörün oluştuğu alan gibi alanlarının resmini oluşturan  bir tip enerji ışınıdır.

Tam Kan sayımı  (CBC) kan örneğinin alındığı ve aşağıdaki parametrelere bakıldığı testtir:

  • Kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve plateletlerin sayısına
  • Kırmızı kan hücrelerinde hemoglobinin (oksijen taşıyan protein) miktarına
  • Kan örneğinin kırmızı kan hücreleri tarafından meydana getirilen miktarı (oranı)

Kan kimyası çalışmaları: Vücut organlarından veya dokularından kana salınan Laktat Dehidrojenaz (LDH) gibi belli başlı maddelerin miktarını ölçmek için alınan kan örneği. Anormal (yüksek veya düşük) bir miktar organ içinde veya o maddeyi yapan doku içinde bir hastalığın işareti olabilir.

Ewing sarkomunun tanısı için biyopsi yapılır.

Bir insizyonel veya iğne biyopsisi sırasında alınan doku örnekleri bir patolog tarafından kanser belirtisi olup olmadığının tespiti için mikroskop altında incelenir. Eğer biyopsi kanserin tedavinin verileceği merkezinden alınabilirse oldukça yararlıdır.

İğne biyopsisi: iğne biyopsisinde doku iğne kullanılarak alınır. Bu tipte iğne biyopsisi dokulardan test yapmaya büyüklükte doku çıkarılabilirse  gerçekleştirilmiş sayılır.

İnsizyonel biyopsi: insizyonel biyopside örnek örnek cilte yapılan bir kesi aracılığı ile alınır.

Eksizyonel biyopsi : yumrunun veya normal görünmeyen doku alanının tamamıyla çıkarılması.

İnsizyonel veya eksizyonel biyopside, hastayı tedavi edecek uzmanlar (patolog, radyasyon onkoloğu ve cerrah) insizyonun nereden yapılacağı konusunda birlikte çalışırlar. Bu insizyonun sonradan tümörü çıkarmak için yapılacak cerrahi işlemi veya radyoterapiyi etkilememesi için yapılır.

Eğer kanser yanı başındaki lenf nodlarına sıçradı ise bir veya daha fazla lenf nodu da kanser mevcudiyetinin araştırılması için çıkarılır.

Çıkarılan dokuda aşağıdaki testler gerçekleştirilebilir:

  • Sitogenetik analiz: bir doku örneğindeki hücrelerin mikroskop altında kromozomlarındaki belirli değişikliklerin saptanması amacı ile incelenmesinin yapıldığı Laboratuvar testi.
  • İmmünohistokimya: doku örneğindeki belirli antijenlerin tespiti için antikor kullanan test. Antikorlar genellikle dokunun mikroskop altında ışımasını sağlayacak radyoaktif bir maddeye veya boyaya bağlanır. Bu tarzda testler farklı tipteki kanserler arasında ayırım yapılmasını sağlar.
  • Flow sitometri:  bir örnekteki hücre sayısını, örnek içindeki hayattaki hücrelerin yüzdesini, hücrelerin şekil, boyut ve hücre yüzeyinde tümör belirteçlerinin varlığı gibi belirli karakteristik özelliklerini ölçen laboratuar testi. Hücreler ışığa hassas bir boya ile boyanır, bir sıvı içine konur ve bir lazer veya başka tipte bir ışığın önünden geçirilir. Ölçümler ışığa hassas boyanın ışığa nasıl reaksiyon verdiği temelinde yapılır.

Bazı faktörler prognozu (iyileşme şansını) ve tedavi seçeneklerini etkiler.

Prognoz tedavi öncesi ve sonrası belirli faktörlere bağlıdır.

Tedavi öncesi prognoz aşağıdaki faktörlere bağlıdır:

  • Tümör vücudun farklı bölgelerine yayılmış mı?
  • Tümör yanı başındaki lenf nodlarına yayılmış mı?
  • Tümör vücudun neresinde başladı.
  • Tanı sırasında tümörün büyüklüğü ne kadardır.
  • Tümörde belirli gen değişikliklerinin varlığı
  • Çocuğun 15 yaşının altında olması
  • Hastanın cinsiyeti
  • Çocuğun Ewing sarkomu öncesinde başka kanser tedavisi alıp almadığı
  • Tümörün tanısın yeni konulup konulmadığı veya rekürrens (tekrarlama) gösterip göstermediği

Tedavi sonrası prognoz aşağıdaki durumlardan etkilenir:

  • Tümörün cerrahi ile tamamen çıkarılıp çıkarılmadığı
  • Tümörün kemoterapi veya radyasyon terapisine yanıt verip vermediği
  • Tümörün tedavinin başlamasından sonraki iki sene içinde geri gelip gelmediği

Tedavi seçenekleri aşağıdaki durumlardan etkilenir:

  • Tümörün vücut içindeki yerleşimi ve büyüklüğü
  • Tümörün cerrahiyle tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı
  • Hastanın yaşı ve genel durumu
  • Tedavinin hastanın görüntüsüne ve önemli vücut fonksiyonlarına etkisi.
  • Kanserinin tanısının yeni konup konmamış olması veya rekürrens göstermiş olması (geri gelmesi)

Cerrahi ile ilgili kararlar başlangıçta verilen kemoterapi veya radyoterapinin ne kadar iyi etki ettiğine bağlıdır.